Yazar: UNICEF TürkiyeKategori: UNICEF'ten Haberler

UNICEF’in yapay zekâ ile üretilen çocukların yer aldığı cinsel içeriklere ilişkin açıklaması

 

NEW YORK, 4 Şubat 2026 – “UNICEF, yapay zekâ ile üretilen ve hızla artış gösteren cinsellik görüntülerinin dolaşıma girdiğine ilişkin raporlardan giderek daha fazla endişe duymaktadır. Bu vakalar arasında çocuklara ait fotoğrafların manipüle edilerek cinsel öğe haline getirildiği örnekler de yer almaktadır.

“Deepfake’ler – gerçek gibi görünmesi için Yapay Zekâ (AI) kullanılarak üretilen veya manipüle edilen görüntü, video ya da ses içerikleri – çocukları içeren cinsel içeriklerin üretiminde giderek daha fazla kullanılmaktadır. Buna, yapay zekâ araçlarıyla fotoğraflardaki kıyafetlerin dijital olarak çıkarılması ya da değiştirilmesi yoluyla sahte çıplak veya çıplaklık içeren görüntüler oluşturulması (‘nudification’) da dâhildir.

“Yeni bulgular, hızla büyüyen bu tehdidin boyutunu ortaya koymaktadır. UNICEF, ECPAT ve INTERPOL tarafından 11 ülkede yürütülen bir araştırmaya* göre, en az 1,2 milyon çocuk, son bir yıl içinde görüntülerinin cinsel içerikli deepfake’lere dönüştürüldüğünü bildirmiştir. Bazı ülkelerde bu oran her 25 çocuktan 1’ine karşılık gelmektedir – yani bu ortalama nüfusa sahip bir sınıftaki en az bir çocuğa denk gelmektedir.

“Çocukların kendilerinin de bu riskin son derece farkında olduğunu biliyoruz. Araştırmanın yürütüldüğü bazı ülkelerde çocukların üçte ikisi kadarı, yapay zekânın sahte cinsel görüntü veya videolar üretmek için kullanılabileceğinden endişe duyduğunu ifade etmiştir. Endişe düzeyleri ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de, bu durum daha güçlü farkındalık, önleme ve koruma tedbirlerine yönelik acil ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır.

“Açık olmalıyız: Yapay zekâ araçları kullanılarak üretilen veya manipüle edilen çocuklara ait cinsellik içeren görüntüler, çocuklara yönelik cinsel istismar materyalidir (CSAM). Deepfake istismarı bir istismardır ve yol açtığı zarar kesinlikle ‘yapay’ değildir.

“Bir çocuğun görüntüsü ya da kimliği kullanıldığında, o çocuk otomatik olarak mağdur haline gelmektedir. Tanımlanabilir bir mağdur olmasa dahi, yapay zekâ ile üretilen çocuk cinsel istismar materyalleri çocukların cinsel sömürüsünü normalleştirir, istismara yönelik talebi artırır ve yardım edilmesi gereken çocukların tespit edilmesi ve korunması konusunda kolluk kuvvetleri için ciddi zorluklar yaratır.

“UNICEF, sistemlerin kötüye kullanımını önlemek amacıyla tasarım aşamasından itibaren güvenlik yaklaşımı (‘safety-by-design’) ve güçlü koruma önlemleri uygulayan yapay zekâ geliştiricilerinin çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır. Ancak tablo hâlâ eşitsizdir ve çok sayıda yapay zekâ modeli yeterli güvenlik önlemleri olmadan geliştirilmektedir. Üretken yapay zekâ araçlarının sosyal medya platformlarına doğrudan entegre edilmesi durumunda riskler daha da artmakta, manipüle edilmiş görüntüler hızla yayılabilmektedir.

“UNICEF, yapay zekâ ile üretilen çocuk cinsel istismar materyallerinin giderek artan tehdidiyle mücadele etmek için acilen şu adımların atılmasını talep etmektedir:

  • Tüm hükümetler, çocuklara yönelik cinsel istismar materyali (CSAM) tanımını yapay zekâ ile üretilen içerikleri kapsayacak şekilde genişletmeli; bu tür içeriklerin üretilmesi, temin edilmesi, bulundurulması ve dağıtımı suç sayılmalıdır.
  • Yapay zekâ geliştiricileri, sistemlerin kötüye kullanımını önlemek için tasarım aşamasından itibaren güvenlik yaklaşımını ve güçlü koruma önlemlerini hayata geçirmelidir.
  • Dijital şirketler, yapay zekâ ile üretilen çocuk cinsel istismar materyallerinin yayılmasını en baştan önlemeli; yalnızca istismar gerçekleştikten sonra kaldırmakla yetinmemelidir. Tespit teknolojilerine yatırım yapılarak içerik denetimi güçlendirilmeli ve bu tür materyaller, bir mağdur veya temsilcisinin bildiriminden günler sonra değil, derhâl kaldırılmalıdır.

“Deepfake istismarının yol açtığı zarar gerçektir ve acildir. Çocuklar, yasaların hazırlanmasını bekleyemez.”

Çocuklara daha güvenli bir dijital dünya sunabilmek adına, yürüttüğümüz çalışmalara siz de bağışlarınızla destek olabilirsiniz.

# # # # #

Editörler için notlar:

UNICEF’in yapay zekâ ve çocuklara yönelik cinsel istismar ve sömürü konulu son Bilgi Notu’na buradan ulaşabilirsiniz.

Bu açıklama, UNICEF’in Yapay Zekâ ve Çocuklar Rehberi 3.0 (Aralık 2025) kapsamında ortaya konan görüşleri yansıtmaktadır.

Bu veriler, UNICEF Innocenti Strateji ve Kanıt Ofisi, ECPAT International ve INTERPOL tarafından Safe Online finansmanıyla yürütülen “Disrupting Harm Phase 2” araştırma projesinin bir parçasıdır. Proje, dijital teknolojilerin çocukların cinsel sömürüsünü ve istismarını nasıl kolaylaştırdığını incelemekte ve ulusal sistemlerin, politikaların ve müdahalelerin güçlendirilmesine katkı sağlayacak kanıtlar üretmektedir.

Bu kapsamda, ülke düzeyindeki bulguları içeren ulusal raporlar 2026 yılı boyunca yayımlanacaktır. Burada sunulan tahminler, UNICEF ve Ipsos tarafından 11 ülkede yürütülen, ulusal düzeyde temsili hane halkı araştırmalarına dayanmaktadır.

Her bir araştırmada, 12–17 yaş aralığında bir çocuk ile bir ebeveyn ya da bakım veren yer almış; örneklem tasarımı, tam ya da tama yakın ulusal kapsama (yüzde 91–100) ulaşmayı hedeflemiştir.

Araştırma, farklı bölgesel bağlamları temsil eden ülkelerde gerçekleştirilmiştir. Metodolojiye ilişkin daha ayrıntılı bilgiye şu adresten ulaşılabilir: https://safeonline.global/dh2-research-methods_final-2/  

 

“Deepfake istismarı da bir istismardır”

UNICEF'ten Haberler

UNICEF’in yapay zekâ ile üretilen çocukların yer aldığı cinsel içeriklere ilişkin açıklaması

 

NEW YORK, 4 Şubat 2026 – “UNICEF, yapay zekâ ile üretilen ve hızla artış gösteren cinsellik görüntülerinin dolaşıma girdiğine ilişkin raporlardan giderek daha fazla endişe duymaktadır. Bu vakalar arasında çocuklara ait fotoğrafların manipüle edilerek cinsel öğe haline getirildiği örnekler de yer almaktadır.

“Deepfake’ler – gerçek gibi görünmesi için Yapay Zekâ (AI) kullanılarak üretilen veya manipüle edilen görüntü, video ya da ses içerikleri – çocukları içeren cinsel içeriklerin üretiminde giderek daha fazla kullanılmaktadır. Buna, yapay zekâ araçlarıyla fotoğraflardaki kıyafetlerin dijital olarak çıkarılması ya da değiştirilmesi yoluyla sahte çıplak veya çıplaklık içeren görüntüler oluşturulması (‘nudification’) da dâhildir.

“Yeni bulgular, hızla büyüyen bu tehdidin boyutunu ortaya koymaktadır. UNICEF, ECPAT ve INTERPOL tarafından 11 ülkede yürütülen bir araştırmaya* göre, en az 1,2 milyon çocuk, son bir yıl içinde görüntülerinin cinsel içerikli deepfake’lere dönüştürüldüğünü bildirmiştir. Bazı ülkelerde bu oran her 25 çocuktan 1’ine karşılık gelmektedir – yani bu ortalama nüfusa sahip bir sınıftaki en az bir çocuğa denk gelmektedir.

“Çocukların kendilerinin de bu riskin son derece farkında olduğunu biliyoruz. Araştırmanın yürütüldüğü bazı ülkelerde çocukların üçte ikisi kadarı, yapay zekânın sahte cinsel görüntü veya videolar üretmek için kullanılabileceğinden endişe duyduğunu ifade etmiştir. Endişe düzeyleri ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de, bu durum daha güçlü farkındalık, önleme ve koruma tedbirlerine yönelik acil ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır.

“Açık olmalıyız: Yapay zekâ araçları kullanılarak üretilen veya manipüle edilen çocuklara ait cinsellik içeren görüntüler, çocuklara yönelik cinsel istismar materyalidir (CSAM). Deepfake istismarı bir istismardır ve yol açtığı zarar kesinlikle ‘yapay’ değildir.

“Bir çocuğun görüntüsü ya da kimliği kullanıldığında, o çocuk otomatik olarak mağdur haline gelmektedir. Tanımlanabilir bir mağdur olmasa dahi, yapay zekâ ile üretilen çocuk cinsel istismar materyalleri çocukların cinsel sömürüsünü normalleştirir, istismara yönelik talebi artırır ve yardım edilmesi gereken çocukların tespit edilmesi ve korunması konusunda kolluk kuvvetleri için ciddi zorluklar yaratır.

“UNICEF, sistemlerin kötüye kullanımını önlemek amacıyla tasarım aşamasından itibaren güvenlik yaklaşımı (‘safety-by-design’) ve güçlü koruma önlemleri uygulayan yapay zekâ geliştiricilerinin çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır. Ancak tablo hâlâ eşitsizdir ve çok sayıda yapay zekâ modeli yeterli güvenlik önlemleri olmadan geliştirilmektedir. Üretken yapay zekâ araçlarının sosyal medya platformlarına doğrudan entegre edilmesi durumunda riskler daha da artmakta, manipüle edilmiş görüntüler hızla yayılabilmektedir.

“UNICEF, yapay zekâ ile üretilen çocuk cinsel istismar materyallerinin giderek artan tehdidiyle mücadele etmek için acilen şu adımların atılmasını talep etmektedir:

  • Tüm hükümetler, çocuklara yönelik cinsel istismar materyali (CSAM) tanımını yapay zekâ ile üretilen içerikleri kapsayacak şekilde genişletmeli; bu tür içeriklerin üretilmesi, temin edilmesi, bulundurulması ve dağıtımı suç sayılmalıdır.
  • Yapay zekâ geliştiricileri, sistemlerin kötüye kullanımını önlemek için tasarım aşamasından itibaren güvenlik yaklaşımını ve güçlü koruma önlemlerini hayata geçirmelidir.
  • Dijital şirketler, yapay zekâ ile üretilen çocuk cinsel istismar materyallerinin yayılmasını en baştan önlemeli; yalnızca istismar gerçekleştikten sonra kaldırmakla yetinmemelidir. Tespit teknolojilerine yatırım yapılarak içerik denetimi güçlendirilmeli ve bu tür materyaller, bir mağdur veya temsilcisinin bildiriminden günler sonra değil, derhâl kaldırılmalıdır.

“Deepfake istismarının yol açtığı zarar gerçektir ve acildir. Çocuklar, yasaların hazırlanmasını bekleyemez.”

Çocuklara daha güvenli bir dijital dünya sunabilmek adına, yürüttüğümüz çalışmalara siz de bağışlarınızla destek olabilirsiniz.

# # # # #

Editörler için notlar:

UNICEF’in yapay zekâ ve çocuklara yönelik cinsel istismar ve sömürü konulu son Bilgi Notu’na buradan ulaşabilirsiniz.

Bu açıklama, UNICEF’in Yapay Zekâ ve Çocuklar Rehberi 3.0 (Aralık 2025) kapsamında ortaya konan görüşleri yansıtmaktadır.

Bu veriler, UNICEF Innocenti Strateji ve Kanıt Ofisi, ECPAT International ve INTERPOL tarafından Safe Online finansmanıyla yürütülen “Disrupting Harm Phase 2” araştırma projesinin bir parçasıdır. Proje, dijital teknolojilerin çocukların cinsel sömürüsünü ve istismarını nasıl kolaylaştırdığını incelemekte ve ulusal sistemlerin, politikaların ve müdahalelerin güçlendirilmesine katkı sağlayacak kanıtlar üretmektedir.

Bu kapsamda, ülke düzeyindeki bulguları içeren ulusal raporlar 2026 yılı boyunca yayımlanacaktır. Burada sunulan tahminler, UNICEF ve Ipsos tarafından 11 ülkede yürütülen, ulusal düzeyde temsili hane halkı araştırmalarına dayanmaktadır.

Her bir araştırmada, 12–17 yaş aralığında bir çocuk ile bir ebeveyn ya da bakım veren yer almış; örneklem tasarımı, tam ya da tama yakın ulusal kapsama (yüzde 91–100) ulaşmayı hedeflemiştir.

Araştırma, farklı bölgesel bağlamları temsil eden ülkelerde gerçekleştirilmiştir. Metodolojiye ilişkin daha ayrıntılı bilgiye şu adresten ulaşılabilir: https://safeonline.global/dh2-research-methods_final-2/  

 

UNICEF'TEN HABERLER