Yazar: UNICEF TürkiyeKategori: UNICEF'ten Haberler

NEW YORK, 16 Temmuz 2026 – UNICEF’in bugün yayımladığı yeni analize göre, Orta Doğu’da devam eden gerilimler ve buna bağlı olarak deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, çocuklar üzerinde yıkıcı ve kalıcı etkiler yaratmaya devam ediyor. Bu gelişmeler sonucunda yıl sonuna kadar 23,4 milyon çocuğun daha parasal yoksulluğa düşebileceği öngörülüyor.

“Orta Doğu’daki Savaşın Parasal Yoksulluk İçindeki Hanelerde Yaşayan Çocuklar Üzerindeki Etkisi” başlıklı analiz, 167’den fazla ülkeden elde edilen verilere dayanıyor. Çalışma; artan çatışmaların, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına bağlı taşımacılık kesintilerinin, gıda ve enerji fiyatlarını yükselterek daha geniş çaplı ekonomik şoklara yol açtığını ve bunun hanelerin temel ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini giderek zayıflattığını ortaya koyuyor. Bu durumdan en ağır şekilde ise en yoksul hanelerde yaşayan çocuklar etkileniyor.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell konuya ilişkin şunları söyledi: "Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların bedelini çocuklar ödüyor; üstelik bunun etkileri yalnızca bölgedeki çocuklarla sınırlı kalmıyor. Bu durum ne kadar uzun sürerse sonuçları da o kadar ağır olacak. Hızla artan yaşam maliyeti, birçok aile için gıdayı ve eğitimi erişilemez hâle getiriyor. Halihazırda yoksulluk içinde yaşayan çocuklar için bu ekonomik şoklar yoksunluğu daha da derinleştiriyor ve yaşam boyu sürebilecek olumsuz sonuçlara yol açabiliyor."

Raporda iki farklı senaryo ele alınıyor: Olumsuz (adverse) ve ağır (severe) yoksulluk senaryoları. Olumsuz senaryo, orta düzeyde bir ekonomik şok yaşanması durumunda 18,3 milyon ilave çocuğun parasal yoksulluğa düşebileceğini öngörüyor. Ağır senaryo ise fiyat artışları ve ekonomik faaliyetlerde daha uzun süreli ve daha ciddi bozulmalar yaşanacağı varsayımıyla, çatışmaların sürmesi halinde 23,4 milyon çocuğun daha parasal yoksulluğa sürüklenebileceğini ortaya koyuyor. Analiz, çocuk yoksulluğunun makroekonomik şoklara son derece duyarlı olduğunu gösteriyor. Gıda ve enerji maliyetlerindeki artış ile birçok ülkedeki sınırlı mali hareket alanı, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesini doğrudan azaltıyor.

Parasal çocuk yoksulluğundaki küresel artışın en büyük bölümü Asya ve Afrika kıtalarında görülüyor. Bu iki bölge, toplam artışın yaklaşık yüzde 80'ini oluşturuyor. Her iki kıta da hem yüksek başlangıç yoksulluk oranlarına hem de dış ekonomik şoklara karşı yüksek kırılganlığa sahip. Raporda, çatışmaların ekonomik etkilerinin farklı ülkelerde çocuklar ve aileler üzerindeki yansımalarına da dikkat çekiliyor. Örneğin Somali'de, Orta Doğu'daki kriz çok kısa sürede ciddi sonuçlar doğurdu. Çatışmaların tırmanmasının ardından Mogadişu'da yakıt fiyatları birkaç gün içinde iki katından fazla arttı. Bu durum gıda, su, ulaşım ve insani yardım maliyetlerini yükseltirken, ülkenin zaten derinleşen yetersiz beslenme kriziyle mücadelesini daha da zorlaştırdı.

Etiyopya'da ise Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıklar yakıt maliyetlerini artırdı ve bunun etkisi temel ihtiyaç ürünlerine de yansıdı. Dizel fiyatları yüzde 31 yükselirken, insani yardım operasyonlarında kullanılan yakıtın maliyeti yüzde 50 ila 70 arasında arttı. Bu durum, ulaşılması güç topluluklara insani yardım ulaştırılmasını daha da güçleştirdi. Nijerya'da ekonomik şoklar mevcut yoksulluğu daha da ağırlaştırdı. Düşük gelirli haneler gelirlerinin yüzde 60 ila 70'ini gıda ve ulaşıma harcadığından, fiyatlarda yaşanan küçük artışlar bile ailelerin satın alma gücünü önemli ölçüde azaltıyor.

Bangladeş'te ise pirinç, mercimek, yemeklik yağ, sebze, balık ve kümes hayvanları gibi temel gıda ürünlerindeki fiyat artışları aileler üzerindeki ekonomik baskıyı giderek artırıyor. Ülkede yaklaşık 1,2 milyon kişinin daha yoksulluğa düşebileceği tahmin ediliyor.

Rapor, savaşın ekonomik etkilerinin, küresel ölçekte yıllar boyunca kaydedilen kalkınma kazanımlarını tersine çevirmeye başladığı uyarısında bulunuyor. Zamanında ve hedefe yönelik politika önlemleri alınmadığı takdirde, kriz milyonlarca çocuğu daha da derin yoksulluğa sürükleyecek, yoksulluk farkını büyütecek ve ailelerin yeniden toparlanmasını daha da zorlaştıracak.

Kriz aynı zamanda ailelerin çocukların sağlıklı fiziksel ve bilişsel gelişimi için hayati önem taşıyan gıda, sağlık hizmetleri, eğitim ve koruma hizmetlerine erişimini de sınırlandırıyor.

Bu nedenle UNICEF, ulusal hükümetlere, bağışçı ülkelere ve uluslararası finans kuruluşlarına çocukları krizin en ağır etkilerinden koruyacak acil önlemler alma çağrısında bulunuyor. Öncelikli adımlar şunlar:

  • Sağlık, beslenme, eğitim ve çocuk koruma başta olmak üzere çocukların bağımlı olduğu temel hizmetler ve malzemeler için ulusal ve uluslararası finansmanın korunması;
  • Çocuk odaklı nakit transferleri de dâhil olmak üzere sosyal koruma sistemlerinin yaygınlaştırılması ve güçlendirilmesi; desteklerin, sübvansiyonlar kaldırılmadan önce kesintisiz şekilde sürdürülmesinin sağlanması;
  • Enflasyona paralel olarak güncellenen asgari harcama eşikleri gibi mekanizmalar yoluyla çocukların ve ailelerin uygun fiyatlı temel hizmet ve malzemelere kesintisiz erişiminin güvence altına alınması;
  • Özellikle borç servisinin sağlık, eğitim veya sosyal koruma harcamalarını aştığı ülkelerde, borç ödemelerinin ertelenmesi veya yeniden yapılandırılması gibi uygulamalarla mali alanın genişletilmesi ve temel hizmetlere yönelik kamu yatırımlarının korunması;
  • Krizler yaşandığında çocuklara hızlı ve geniş ölçekte destek ulaştırılmasını sağlayacak çocuk odaklı hazırlık sistemlerinin kurulması ve uygulanması; değişen ve gelecekte yaşanabilecek şokların etkilerini azaltmak amacıyla küresel iş birliğinin güçlendirilmesi.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kriz çocukların yaşamlarını ve geleceklerini tehdit ediyor. Dünya hızla harekete geçmezse, çatışmaların, ekonomik istikrarsızlığın ve artan yaşam maliyetlerinin birleşik etkisi milyonlarca çocuğu daha derin yoksulluğa sürükleyecek. Uzun yıllar boyunca büyük emeklerle elde edilen kalkınma kazanımlarının birer birer ortadan kalktığına tanıklık edebiliriz."

Editörlere Notlar

Devam eden çatışmalar ve veri kısıtları nedeniyle raporda, Orta Doğu'daki ülkelerin yalnızca bir bölümüne ilişkin veriler küresel toplam hesaplamalarına dâhil edilmiştir. Bu nedenle raporda Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi için ayrı bir tahmin sunulmamaktadır. Bunun yerine, verisi bulunan Orta Doğu ülkeleri ait oldukları kıtasal toplamlar içerisinde değerlendirilmiştir.

Orta Doğu’da 23 Milyondan Fazla Çocuk Yoksulluk Riskiyle Karşı Karşıya

UNICEF'ten Haberler

NEW YORK, 16 Temmuz 2026 – UNICEF’in bugün yayımladığı yeni analize göre, Orta Doğu’da devam eden gerilimler ve buna bağlı olarak deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, çocuklar üzerinde yıkıcı ve kalıcı etkiler yaratmaya devam ediyor. Bu gelişmeler sonucunda yıl sonuna kadar 23,4 milyon çocuğun daha parasal yoksulluğa düşebileceği öngörülüyor.

“Orta Doğu’daki Savaşın Parasal Yoksulluk İçindeki Hanelerde Yaşayan Çocuklar Üzerindeki Etkisi” başlıklı analiz, 167’den fazla ülkeden elde edilen verilere dayanıyor. Çalışma; artan çatışmaların, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına bağlı taşımacılık kesintilerinin, gıda ve enerji fiyatlarını yükselterek daha geniş çaplı ekonomik şoklara yol açtığını ve bunun hanelerin temel ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini giderek zayıflattığını ortaya koyuyor. Bu durumdan en ağır şekilde ise en yoksul hanelerde yaşayan çocuklar etkileniyor.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell konuya ilişkin şunları söyledi: "Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların bedelini çocuklar ödüyor; üstelik bunun etkileri yalnızca bölgedeki çocuklarla sınırlı kalmıyor. Bu durum ne kadar uzun sürerse sonuçları da o kadar ağır olacak. Hızla artan yaşam maliyeti, birçok aile için gıdayı ve eğitimi erişilemez hâle getiriyor. Halihazırda yoksulluk içinde yaşayan çocuklar için bu ekonomik şoklar yoksunluğu daha da derinleştiriyor ve yaşam boyu sürebilecek olumsuz sonuçlara yol açabiliyor."

Raporda iki farklı senaryo ele alınıyor: Olumsuz (adverse) ve ağır (severe) yoksulluk senaryoları. Olumsuz senaryo, orta düzeyde bir ekonomik şok yaşanması durumunda 18,3 milyon ilave çocuğun parasal yoksulluğa düşebileceğini öngörüyor. Ağır senaryo ise fiyat artışları ve ekonomik faaliyetlerde daha uzun süreli ve daha ciddi bozulmalar yaşanacağı varsayımıyla, çatışmaların sürmesi halinde 23,4 milyon çocuğun daha parasal yoksulluğa sürüklenebileceğini ortaya koyuyor. Analiz, çocuk yoksulluğunun makroekonomik şoklara son derece duyarlı olduğunu gösteriyor. Gıda ve enerji maliyetlerindeki artış ile birçok ülkedeki sınırlı mali hareket alanı, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesini doğrudan azaltıyor.

Parasal çocuk yoksulluğundaki küresel artışın en büyük bölümü Asya ve Afrika kıtalarında görülüyor. Bu iki bölge, toplam artışın yaklaşık yüzde 80'ini oluşturuyor. Her iki kıta da hem yüksek başlangıç yoksulluk oranlarına hem de dış ekonomik şoklara karşı yüksek kırılganlığa sahip. Raporda, çatışmaların ekonomik etkilerinin farklı ülkelerde çocuklar ve aileler üzerindeki yansımalarına da dikkat çekiliyor. Örneğin Somali'de, Orta Doğu'daki kriz çok kısa sürede ciddi sonuçlar doğurdu. Çatışmaların tırmanmasının ardından Mogadişu'da yakıt fiyatları birkaç gün içinde iki katından fazla arttı. Bu durum gıda, su, ulaşım ve insani yardım maliyetlerini yükseltirken, ülkenin zaten derinleşen yetersiz beslenme kriziyle mücadelesini daha da zorlaştırdı.

Etiyopya'da ise Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıklar yakıt maliyetlerini artırdı ve bunun etkisi temel ihtiyaç ürünlerine de yansıdı. Dizel fiyatları yüzde 31 yükselirken, insani yardım operasyonlarında kullanılan yakıtın maliyeti yüzde 50 ila 70 arasında arttı. Bu durum, ulaşılması güç topluluklara insani yardım ulaştırılmasını daha da güçleştirdi. Nijerya'da ekonomik şoklar mevcut yoksulluğu daha da ağırlaştırdı. Düşük gelirli haneler gelirlerinin yüzde 60 ila 70'ini gıda ve ulaşıma harcadığından, fiyatlarda yaşanan küçük artışlar bile ailelerin satın alma gücünü önemli ölçüde azaltıyor.

Bangladeş'te ise pirinç, mercimek, yemeklik yağ, sebze, balık ve kümes hayvanları gibi temel gıda ürünlerindeki fiyat artışları aileler üzerindeki ekonomik baskıyı giderek artırıyor. Ülkede yaklaşık 1,2 milyon kişinin daha yoksulluğa düşebileceği tahmin ediliyor.

Rapor, savaşın ekonomik etkilerinin, küresel ölçekte yıllar boyunca kaydedilen kalkınma kazanımlarını tersine çevirmeye başladığı uyarısında bulunuyor. Zamanında ve hedefe yönelik politika önlemleri alınmadığı takdirde, kriz milyonlarca çocuğu daha da derin yoksulluğa sürükleyecek, yoksulluk farkını büyütecek ve ailelerin yeniden toparlanmasını daha da zorlaştıracak.

Kriz aynı zamanda ailelerin çocukların sağlıklı fiziksel ve bilişsel gelişimi için hayati önem taşıyan gıda, sağlık hizmetleri, eğitim ve koruma hizmetlerine erişimini de sınırlandırıyor.

Bu nedenle UNICEF, ulusal hükümetlere, bağışçı ülkelere ve uluslararası finans kuruluşlarına çocukları krizin en ağır etkilerinden koruyacak acil önlemler alma çağrısında bulunuyor. Öncelikli adımlar şunlar:

  • Sağlık, beslenme, eğitim ve çocuk koruma başta olmak üzere çocukların bağımlı olduğu temel hizmetler ve malzemeler için ulusal ve uluslararası finansmanın korunması;
  • Çocuk odaklı nakit transferleri de dâhil olmak üzere sosyal koruma sistemlerinin yaygınlaştırılması ve güçlendirilmesi; desteklerin, sübvansiyonlar kaldırılmadan önce kesintisiz şekilde sürdürülmesinin sağlanması;
  • Enflasyona paralel olarak güncellenen asgari harcama eşikleri gibi mekanizmalar yoluyla çocukların ve ailelerin uygun fiyatlı temel hizmet ve malzemelere kesintisiz erişiminin güvence altına alınması;
  • Özellikle borç servisinin sağlık, eğitim veya sosyal koruma harcamalarını aştığı ülkelerde, borç ödemelerinin ertelenmesi veya yeniden yapılandırılması gibi uygulamalarla mali alanın genişletilmesi ve temel hizmetlere yönelik kamu yatırımlarının korunması;
  • Krizler yaşandığında çocuklara hızlı ve geniş ölçekte destek ulaştırılmasını sağlayacak çocuk odaklı hazırlık sistemlerinin kurulması ve uygulanması; değişen ve gelecekte yaşanabilecek şokların etkilerini azaltmak amacıyla küresel iş birliğinin güçlendirilmesi.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kriz çocukların yaşamlarını ve geleceklerini tehdit ediyor. Dünya hızla harekete geçmezse, çatışmaların, ekonomik istikrarsızlığın ve artan yaşam maliyetlerinin birleşik etkisi milyonlarca çocuğu daha derin yoksulluğa sürükleyecek. Uzun yıllar boyunca büyük emeklerle elde edilen kalkınma kazanımlarının birer birer ortadan kalktığına tanıklık edebiliriz."

Editörlere Notlar

Devam eden çatışmalar ve veri kısıtları nedeniyle raporda, Orta Doğu'daki ülkelerin yalnızca bir bölümüne ilişkin veriler küresel toplam hesaplamalarına dâhil edilmiştir. Bu nedenle raporda Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi için ayrı bir tahmin sunulmamaktadır. Bunun yerine, verisi bulunan Orta Doğu ülkeleri ait oldukları kıtasal toplamlar içerisinde değerlendirilmiştir.

UNICEF'TEN HABERLER