UNICEF: eğitim, “en büyük ayrıştırıcı” olma riski altında

UNICEF | her çocuk için

NEW YORK, 30 Mart 2022 – UNICEF’in bugün yayımladığı yeni bir rapora göre, COVID-19 salgını üçüncü yılına girerken, okul çağındaki yaklaşık 405 milyon çocuğa ev sahipliği yapan 23 ülke okullarını henüz tamamen açmadı ve okul çağındaki birçok çocuk, okulu bırakma riskiyle karşı karşıya.

Çocuklar gerçekten öğreniyor mu? başlıklı rapor, COVID-19 salgının ve salgın nedeniyle okulların kapanmasının çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin ülke düzeyinde veriler sunuyor. Ayrıca çocukların salgın öncesindeki öğrenim durumunun güncellenmiş bir analizini de içeriyor. Rapor, son 2 yılda yaklaşık 147 milyon çocuğun yüz yüze eğitimin yarısından fazlasını kaçırdığına dikkat çekiyor. Bu rakam, küresel olarak 2 trilyon saat yüz yüze öğrenme kaybı anlamına geliyor.  

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Çocuklar öğretmenleri ve akranlarıyla doğrudan etkileşim kuramadıklarında öğrenmeleri bundan zarar görüyor. Öğretmenleri ve akranlarıyla hiçbir şekilde etkileşime giremedikleri zaman, öğrenme kayıpları kalıcı hale gelebilir. Öğrenmeye erişimdeki artan eşitsizlik, eğitimin en büyük eşitleyici değil, en büyük ayrıştırıcı olma riski taşıdığı anlamına geliyor. Dünyanın, çocuklarını eğitememesi hepimizin sorunu.”

Rapor, öğrenme kaybıyla ilgili verilere ek olarak, yeniden açıldığı halde birçok çocuğun okula dönmediğini gösteren yeni kanıtlara işaret ediyor. Liberya’dan alınan veriler, Aralık 2020 tarihinde okullar yeniden açıldığında devlet okullarındaki öğrencilerin yüzde 43’ünün geri dönmediğini ortaya koyuyor. Mart 2020-Temmuz 2021 tarihleri arasında Güney Afrika’da okul dışı kalmış çocukların sayısı 250.000’den 750.000’e, yani üç katına çıkmış durumda. Uganda’da okulların iki yıl kapalı kalmasının ardından, Ocak 2022’de okul çağındaki yaklaşık 10 çocuktan 1’i okula dönmedi. Malavi’de ortaöğretimdeki kız çocukları arasında okulu bırakma oranı 2020 ile 2021 arasında yüzde 6,4’ten yüzde 9,5’e çıkarak yüzde 48 oranında arttı. Kenya’da, 10-19 yaşları arasında ergenlik çağındaki 4.000 çocukla yapılan bir ankette, kız çocuklarının yüzde 16’sının, erkek çocuklarının ise yüzde 8’inin yeniden açılan okullara dönmediği görüldü.

Okul dışı kalmış çocukların bir kısmını, toplumdaki en savunmasız ve dışlanmış çocuklar oluşturuyor. Bu gruptaki çocukların temel okuma-yazma ya da matematik becerileri en düşük düzeyde ve okulların sağladığı güvenlik ağından kopmuş durumdalar. Bu da onları artan bir sömürü ve ömür boyu yoksulluk ve yoksunluk riski altına sokuyor.

Rapor, en büyük kaybı okul dışı kalmış çocukların yaşadığını, 32 ülkeden ve bölgeden gelen salgın öncesi verilerin oldukça zayıf bir öğrenme düzeyini gösterdiğini vurguluyor. Bu durum, salgın kaynaklı kaybedilen öğrenme düzeyi nedeniyle muhtemelen daha da kötüleşiyor. Analize konu olan ülkelerde mevcut öğrenme hızının çok yavaş olduğu; okula giden çoğu çocuğun iki yılda edinmiş olması gereken temel okuma becerilerini öğrenmesinin yedi yıl, temel matematik becerilerini öğrenmesinin ise 11 yıl alacağı öngörülüyor.

Çoğu durumda, okula giden çocukların temel bilgileri öğrendiğinin bir garantisi bulunmuyor. İncelenen 32 ülkede ve bölgede, 14 yaşlarındaki 8. sınıf öğrencilerinin dörtte biri temel okuma becerilerine; yarısından fazlası da 7 yaşlarındaki 2. sınıf öğrencilerinden beklenen matematik becerilerine sahip değil.

Russel açıklamasına şöyle devam etti: “Salgından önce bile en çok dışlanmış çocuklar geride bırakılıyordu. Salgın üçüncü yılına girerken, ‘normale’ dönmemiz mümkün görünmüyor. Yeni bir normale ihtiyacımız var: Çocukların sınıflara girmesi, öğrenimlerinin hangi noktasında olduklarının değerlendirilmesi, kaçırdıklarını telafi etmeleri için ihtiyaç duydukları yoğunlaştırılmış desteğin verilmesi ve öğretmenlere ihtiyaç duydukları eğitim ve öğrenim kaynaklarının sağlanması gerekli. Riskler, daha azının yapılamayacağı kadar yüksek.”

### 

Editörlere Notlar: 

Kaynaklar: UNESCO UIS, Uganda Ulusal Sınav Kurulu Çalışması

Okul dışı kalmış çocuklar, ilkokul ve ortaokul çağında olmalarına rağmen okula kayıtlı olmayan çocuklar olarak tanımlanır. Söz konusu durum, COVID-19 kısıtlamaları nedeniyle okulları kısmen veya tamamen kapalı olan okul çağındaki çocukların durumundan farklıdır.